Altı farklı ülkeden altı kadın, çevre mücadelesinde petrol devlerinden hükümetlere uzanan yapılara karşı durarak küresel bir değişimin parçası oldu.
Goldman Çevre Ödülü, 37 yıllık tarihinde ilk kez tüm kazananlarının kadınlardan oluştuğu bir yıla tanıklık etti. “Yeşil Nobel” olarak anılan ödül, 1989’dan bu yana dünyanın dört bir yanında sahada mücadele eden çevre liderlerini onurlandırıyor. 2026 yılı kazananları ise yalnızca doğayı korumakla kalmayıp, aynı zamanda politikaları dönüştüren, şirketleri sorumluluk almaya zorlayan ve topluluklarını savunan güçlü isimlerden oluşuyor.
Bu yıl ödüle layık görülen altı kadın; Nijerya, Güney Kore, Birleşik Krallık, Papua Yeni Gine, Amerika Birleşik Devletleri ve Kolombiya’dan geliyor. Her biri, kendi coğrafyasında farklı bir çevresel krizle karşı karşıya kalsa da, verdikleri mücadele ortak bir noktada kesişiyor: yaşadıkları yerleri korumak ve gelecek için daha adil bir dünya inşa etmek.
Yerelden Küresele Uzanan Mücadeleler




Kolombiya’dan Yuvelis Morales Blanco, Magdalena Nehri kıyısındaki Afro-Kolombiyalı balıkçı topluluğunda büyüdü. 2018’de yaşanan büyük petrol sızıntısının ardından başlattığı protestolar, ülkede fracking yasağına giden sürecin önünü açtı ve çevresel adalet konusunu ulusal gündemin merkezine taşıdı.
Papua Yeni Gine’den Theonila Roka Matbob ise Panguna bakır madeninin yarattığı yıkıma karşı yıllarca mücadele verdi. Bu süreçte dünyanın en büyük madencilik şirketlerinden biri olan Rio Tinto’nun, geçmişte neden olduğu çevresel ve toplumsal zararı kabul etmesini sağladı ve sorumluluk alması yönünde önemli bir adım attı.
Güney Koreli aktivist Borim Kim, gençlerin öncülük ettiği bir iklim davasıyla ülkesinin mevcut politikalarını yargıya taşıdı. Mahkemenin verdiği karar, bu politikaların gelecek nesilleri korumakta yetersiz olduğunu ortaya koyarak daha güçlü emisyon azaltım hedeflerini zorunlu hale getirdi.
İngiltere’de Sarah Finch’in açtığı dava ise çevre hukukunda önemli bir dönüşüme yol açtı. Yüksek Mahkeme kararıyla birlikte, yeni fosil yakıt projelerinin yalnızca üretim süreci değil, tüm yaşam döngüsü boyunca yarattığı iklim etkisinin değerlendirilmesi zorunlu hale geldi.
Topluluk Temelli Direniş ve Koruma


Alaska’daki Yup’ik halkından Alannah Acaq Hurley, yerli toplulukları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek Pebble Mine projesine karşı güçlü bir hareket oluşturdu. Bu kolektif mücadele sonucunda 25 milyon dönüm arazi koruma altına alındı ve Bristol Bay’deki hassas ekosistem korunmuş oldu.
Nijeryalı ekolojist Iroro Tanshi ise Afi Dağı Yaban Hayatı Koruma Alanı’nda yürüttüğü çalışmalarla yerel toplulukları doğa koruma sürecine dahil etti. Geliştirdiği programlar sayesinde hem yağmur ormanlarının korunması sağlandı hem de nesli tükenme tehlikesi altındaki türlerin yaşam alanları güvence altına alındı.
Küresel Bir Mesaj
2026 Goldman Çevre Ödülü kazananları, çevre mücadelesinin yalnızca büyük politik kararlarla değil, yerel hareketlerle ve bireysel kararlılıkla şekillendiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Farklı coğrafyalardan yükselen bu sesler, doğayı korumanın aynı zamanda insan haklarını, yaşam alanlarını ve geleceği savunmak anlamına geldiğini hatırlatıyor.
Karanlık odadan doğan ışık: Mardin’de çocuklar fotoğrafla kendini anlatıyor haberimizin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz!




