Kültür Sanat
111 gün önce

Caz ve daha fazlası…

30 Nisan Uluslararası Caz Günü vesilesiyle cazın doğuşuna kapı aralıyoruz. Şehirde öne çıkan etkinlikler için ise size 90. sayımızın 101 sayasından sesleniyoruz!


1880’li yıllarda New Orleans’ta doğan ve 1920’lere doğru New York, Los Angeles ve Chicago’da altın çağını yaşayan caz, tanımlanması güç bir müzik türü… Caz müziğin neden ve nasıl Amerika’da ortaya çıktığını anlayabilmek için önce Afrikalılar’ın Amerika’daki kölelik hayatlarına bakmamız gerekir. Afrikalı köleler Amerika’ya getirildikleri zaman yanlarına müzik aletlerini almalarına izin verilmemişti. Tabii bu durum onları müzikal zevklerinden ve geleneklerinden koparabildiği anlamına gelmiyor. Bazı köleler bu geleneği kilise müziklerini, yöresel müzikleri ve dans müziklerini kendilerince yorumlayarak geleneklerini korumayı başardı. Hatta doğaçlama, blues ve ragtime gibi müzik türleri de bu şekilde doğdu diyebiliriz.

 

İlk zamanlarında sadece atışma olarak başlayan bu yeni müzik akımı, zaman içerisinde sözlere ve en nihayetinde de kendine özgü melodisine ve ruhuna kavuşur. Melodiyle birlikte kazanılan bu klasik caz formunda müzisyenler belirli bir melodiye bağlı kalarak doğaçlama yaparlar. Bu nedenle caz, kendi tarihsel sürecinde sürekli yeni bir forma kavuşup durur. Doğaçlamaların egemenliğiyle birlikte yeni ritimlerine kavuşan caz, doğuşundan bugüne her seferinde bize yeni deneyimler vadeder. Bu nedenle tüm müzik türleri arasında en heyecan verici olanlardan biri kabul edilir.

 

Bandolar, trompetler, trombonlar, klarnetler, saksafonlar ve tubalar… 100 yılı aşkın tarihi içinde birbirinden çok farklı alttürlerle zenginleşen caz kültürü, kendi içindeki müzikal deneylerle kültürlerarası etkileşimin de önemli bir parçasıdır. Armoni bakımından müziği doğasını besleyen caz, klasik armoninin kalıplarından çıkarak bugün herkesin konuşmayı ve dinlemeyi çok sevdiği ortak bir dil kurabilmiştir. Bu nedenle caz müzik ile parodilerden pikniklere; danslardan cenazelere kadar birbirinden çok farklı ortamlarda karşılaşmanız mümkün.

 

Dünyayı kasıp kavuran rock hareketinin harareti 90’lı yıllarda sönmeye başlayınca tekrar hayata dönen caz müziğin swing’ten free caz’a kadar aklımızı uçuran birçok türüyle tanışmamızı sağlayacak ve bize büyüleyici bir caz müzik deneyimi yaşatacak festivaller için sizi şöyle alalım:

 

Zorlu PSM Caz Festivali (2 – 13 Mayıs)

“Her Müziğin Caz Festivali” mottosuyla yola çıktığı ikinci yılında da göz dolduran programıyla dikkat çeken Zorlu PSM Caz Festivali 4 farklı sahnesiyle tam 12 gün sürüyor. Popüler şarkılara kattıkları eğlenceli caz melodileriyle Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox’tan herkesin favori gitaristi Bill Frisell’e kadar dünyanın her yerinden birbirinden önemli sanatçıyı ağırlayan festival, caz müzik tutkunlarının kaçırmak istemeyeceği türden bir deneyim vadediyor.

 

Uluslararası Ankara Caz Festivali (8-13 Mayıs 2018)

“Kadın ve Caz” temasıyla dikkat çeken ve bu sene 22.’si gerçekleşecek olan Ankara Caz Festivali konserlerden, atölye çalışmalarına; sergilerden söyleşilere kadar yenilikçi bir programla cazseverlere hitap ediyor.

 

İstanbul Caz Festivali (26 Haziran – 17 Temmuz 2018)

Bu yıl 25. yaşını kutlayan İstanbul Caz Festivali; caz, funk, dünya müziği ve rock’ın en hayranlık uyandıran seslerini şehrin dört bir yanında yer alan festival mekanlarıyla ayağınıza kadar getiriyor!

 

Garanti Caz Yeşili (Yıl boyunca)

1997 yılından bu yana müzikseverlerin caz müziği ufkunu genişletmek gibi bir hedefle yola çıkan Garanti Caz Yeşili, İstanbul Caz Festivali’ni yıllardır desteklediği gibi, Babylon’da yaşadığımız muhteşem caz gecelerinin arkasındaki isim. Her yıl hayata geçirdikleri heyecan verici projelerle caz müzik tutkunlarının radarında diyebiliriz.

 

Bozcaada Caz Festivali (27-28-29 Temmuz 2018)

Bozcaada’nın en güzel zamanları temmuz ayında açıkhavada bir caz festivali deneyimine ne dersiniz? Farklı jenerasyonlardan müzisyenleri buluşturan Bozcaada Caz Festivali diğer festivallerden farklı olarak gastronomi projeleriyle de dikkat çekiyor. Hem karnımızın hem ruhumuzun doyduğu lezzetli bir hatıramız neden olmasın?

 

Yazan: Özge Yağmur

KAYNAĞI GÖR